Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın açılış konuşmasının çeşitli ülkelerin gençleri tarafından kendi dillerinde attıkları sloganlarla kesilmesi hoşuma giden bir tablo idi.
Cumhurbaşkanın her zamanki alışık olduğuz batıya yönelik haklı ve güçlü eleştirileri aklımda kalan notların başında gelmektedir. Salona hitaben dünyaya seslenişinde Ortadoğu olaylarına batının müdahele arzularının olumsuzlukları ve bu isteğin altında yatan sömürü arzusunun altını çizen Ahmedinajad, batının demokrasi diye konuştuğu ile yaşadığı demokrasinin yüzde yüz çeliştiğini anlattı. Özellikle ABD’nin "demokrasi" diye haykırmasına bakılmamasını, çünkü; üçyüz milyon yurtdaşına yüzyıllardır iki parti seçeneği dayatan bir partinin kucağından diğerine atıldığını bunun neresinin demokrasi olduğunu, bu zihniyetin nasıl bir demokrasi getirdiğini işgal ettiği ülkelerde dünyanın tecrübe ettiğini anlattı.
Türkiye’nin aktif rol aldığı Arap baharında, uğraşlarını getirip dayandırdığı kapı olarak, Sayın Erdoğan’ın Mısır konuşmasını anımsıyorum da. Meydanda halka hitaben “… sizler için ideal yönetim laikliktir…” sözü ile hem halk ayaklanmalarını dini zeminden ekonomik ayaklanmalara indirgemiş, hem de yönetimde adresi demokrasinin de altına indirerek “laiklik” gibi bir kalıba sokmuştu. Bu konuşma ile birlikte bu konferanısın geç kalınmış bir zemin arayışı olduğunu o gün konferans salonunda bir daha gördüm.
Ayağa kalkmış bir gençliğin sığınacak bir gölge aradığı bir vakitte, kapalı kapılar ardında yakaladığın kişiler ile idareye ortak olmak adına işbirliği yapmak yerine, bütün dünyaya aynı anda haykırarak toplumlara açık bir söz demek! Aynı olmasa gerek sanırım. Tayyib bey “laiklik” gölgesini Tunus’ta değil de direnişin simgesi Tahrir meydanında gençliğe sunmasını okumanın manasız olduğu bir dönemdeyiz.
İşte bu anda, Ayağa kalkmışların bir sofrada oturup bu kalkışın dini dayanaklarını konuşma zemini, Tahrir konuşması için bir alternatif diye düşünüyorum.
Toplantının ikinci gününde İslam İnkılabı Rehberi Ali Hamenei’nin konuşması ise çok değişik bir zeminde açık bir nasihattı, işte o konuşma anında karar verdim bu toplantının neden geç kaldığına.
Rehber, Batı'nın çökmüşlüğüne vurgu yaparken, Müslüman gençliğin yeni dönemin sahibi olduğunu ve asla batının mezhepsel ayrılık hikayeler ile bölünmemelerini bu oyuna gelmemelerini anlatıyordu. Çünkü batının varlığını devam ettirebilmesi sömürünün devamlılığı ile doğrudan bağlantılıdır, o yüzden sömürülmemek için vahdetin rahmetine dikkat çekiyordu.
Rehberin ışık saçan konuşması, gençlerin vahdet sloganları ile kesilincede çok keyf aldığımı söylemek isterim işin doğrusu.
Gençlerin toplantının komite toplantılarında tartışma zemini bir bereketti tabi ki. Bizler aynı düşünmesek de çözüm kendi içimizdedir, birlikte tartışmamız ve birlikte gerekiyorsa kavga etmemizdir. Hiçbir kavgamıza başkasını ortak etmemek, başkasından yardım dilenmemektir.
Suriye ile alakalı yaşanan tartışmalarda Suriye’deki direnişcilerin savunması ve Suriye için mevcutu koruma adına konuşma yapan farklı ülkelerin tartışması bile hoş idi. Eksik Türkiye’li gençlerin suskunluğu idi.
Türkiye ekibi ile alakadar olan arkadaşların, isterdim ki organizasyona aşırı ricacı olup Suriye konusunda, TC hükümetine muhalif olanların ülkemizde medya üzerinden kısılmış sesini, orada dünyanın çeşitli yerlerinden gelenlere aktaracak bir zemin hazırlamalarını dilerdim.
Onun haricinde, gecikmiş bir birikteliğin eksikliği ile iyi geçtiğine inanmaktayım
Uzeyir YİĞİT